İhtiyacımızdan fazlasına sahip olmaya çalışmanın yanlış olduğu bize daha çocukken öğretilmişti. Her zaman tabağımıza yiyeceğimiz kadar yemek almak, ağaçtan taşıyabileceğimiz kadar ceviz koparmak, musluktan içebileceğimiz kadar su akıtmak gibi mesela. Sosyal Medya da hedef kitle de bu yönde olmalı, ihtiyacımız kadar.

“Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders.

Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.” Mevlana

Özel bir tost yaptığınız ve sadece iki kişi çalıştığınız büfeniz var. Bulunduğunuz mahallede zaten tanındığınız için isteyen sizden gelip ister ayak üstü, isterse alıp elde alıp harika tostlarınızdan tüketiyorlar. İşlerinizin biraz daha büyümesini ve kitlenizin biraz daha genişlemesini istiyorsunuz. küçük bir scooter ile paket servis yapabilecek deneyimli iş arkadaşı ile günlük servis teslimat ve üretim kapasitesini tabiki bütçe ile hesap ediyorsunuz. Buna göre ihtiyacımız günlük 100 tost daha satmak olsun. Bu rakama ulaşırsanız hem masraflar çıkıyor hemde işnizi biraz daha büyütmek için kazanç elde ediyorsunuz.

Yapılacak Sosyal Medya çalışması öncelikle ulaşabileceğimiz müşteri kitlesini hedeflemeli. Bu mesafeye bağlı olabilen bir filtredir. Reklam hazırlığı buna göre verilir ve geri dönüşler buna göre analiz edilir. Sonuçlara göre ikinci adım olan kitleyi elde tutma çalışması yapılır.

Bu çalışma ile elde edilen kitleden gelen talebe cevap verirken kimseyi üzmeden, gecikmeden dolayı olumsuz yorum almadan ve elde edilen müşteriyi kaybetmeden devam edilir.

Rekabet o kadar çok ki!

Tabiki bölgesel sektörde rekabetin çok olması ile kitlenin her gün tost yemesini bekleyemeyiz. Ama en iyi alternatif olduğumuzu anladığımız zaman ki bu analizlere bağlıdır, hedefi biraz daha büyütebiliriz. Çalışmayı plana göre değil agresif şekilde yapmış olsaydık kapasiteyi geçer, verimi olumsuz yönde etkilerdik.

Ve kazanacaklarımızı kaybederdik.